Çarşamba, Şubat 01, 2006

bir gezme günü

bugün sevgiliyle beyoğluna gittik. vapurda çay, fotoğraf; caddede "çok farlı" anketçi kıza yakalanma; dilek'te somon füme salata, diet kola (oysa limonatası çok daha güzeldir, ama aklımıza gelmedi.); yolda mertlegizem'e rastlama, yolumuzdan çevrilme, beraber birer bira içmeye ikna edilme. sonra istiklalde niye dolandığımızın farkına varma: sanatın ve sanatçının nabzına tutma.


ilk önce küçükparmakkapıdan abdullah sokağa kıvrılaraktan
fototrek, türker cimgöz'ün görünmeyen isimli fotoğraf sergisi.
"Görünen’ nedir? Kimdir,nasıldır,nerededir? Tersinden bakarsak
‘görünmeyen’ nedir? Kimdir,nasıldır,nerededir? Tarih boyunca
filozofların cevabını aradığı bu soru işareti yüzyıllar boyunca
‘görünen’i ve ‘görünmeyen’ i anlamlandırmaya çalıştı. Tıpkı ‘Düğün
ve Cenaze’ gibi ‘Gözyaşı ve Kahkaha’ gibi... Benim fotoğraflarım
naçizane tüm ‘görünmeyen’ler için...” diyor türker cimgöz. güzel fotoğraflar, ama bence düpedüz görünenlerdi işte. görmediğim bir şeye rastlamadım. yalnız, kırmızı bir gökyüzünde birbirimizi ne kadar sevdiğimizi gördük biz, bu olabilir mi acaba?10 şubata kadar gezilebilitesi var.


Oradan garanti galeri'ye girdik. tasarım-sanat şeklinde değerlendirilen bir hüseyin çağlayan işi sergileniyordu: şefkat yorgunu. Sergi dev boyutlarda 7 fotografik baskı ve bir kısafilmden oluşuyordu. ünlü tasarımcıya diyor ki, beden yeni çevreye ayak uydurabilmek için, kendi boyutları içine sıkıştırılmak suretiyle asimile edilmiş, büyü de doğanın niha ifadesi ve gerçeği evcilleştirmenin alternatif bir yolu.. sevgili işi moda yaratma sürecinin bizzat kendisi olarak okudu. benim için de daha bir anlam kazandı o zaman. çevreyle ilişkiyi sağlayan bu giysiler çağlayan’ın “heliotropics” başlıklı 2006 ilkbahar / yaz koleksiyonunda yer alıyormuş. bu sayfayı okuyan bir allahın kulu varsa gitsin görsün, güzel iş, hem de 11 mart'a kadar açık.


garanti galeriden elhamra han'ın gizemli atmosferine dalıp karşı sanat çalışmaları galerisi'ne girdik. tabii önce ben alt kattaki şapkalara, taçlara, tüllere vs bittim. ağzı açık ayran delisi gibi bütün bu güzel şeyleri seyre daldım. kısıtlı zamanımızdan yedim. ama en kısa zamanda (ve yanımda "onca gereksiz şeyden" uzak durmama neden olacak sevgili yokken) bir alışveriş turu düzenlenecek. her neyse, burda world press photo 2005 sergisi vardı. ki pek önemli güzel bir şey. 200 kadar sanatçının fotoğrafları var. insan, basın fotoğrafçılığı- haber fotoğrafçılığı nasıl olmalı diye düşünüyor gezerken, tabii hikayelerin içine dalıp gitmezse. 11 şubata kadar orda gidin gezin. http://www.worldpressphoto.nl/index.php?option=com_photogallery&task=blogsection&
amp;id=7&Itemid=87&bandwidth=high adresinden de görülüyor. biz 18.45'te filme yetişeceğimizden bitiremedik sergiyi, gene gideceğiz.

meğer sevgili gözlüğünü unutmuş. filme de gidemedik. 14 yaş liselisi olduk, burger king'e gittik. cicili eldiven aldık. pispis çamurlara girdik. çorap değiştirdik. cici fotolar çektik. onları da ben sergilerim bir ara, nacizane.

2 yorum:

simiole paris carnet dedi ki...

kar altinda neler yaptigini, rapunzel postisini, kuafor faciani (ki yine de gipta ile, cunku ben hala saclarimi boyatmadim hic), laptop'inin sarhoslugunu, sevgilinle (benim cook ozledigim) beyoglu turlarini...hepsini hepsini okumak, ne iyi geldi bana. Biz de aynen buradan opucuk yolluyoruz size, cooook sevgilerle.

osquée dedi ki...

:)