Cumartesi, Ağustos 01, 2009

ecofuture.net


Sevgiliyle yeni projemiz. Üç haftadır üzerinde çalışıyoruz. Ekoloji konulu bir sosyal komünite.
www.ecofuture.net/osquee adresinde vejetaryenlikle ilgili yazılarım var. başka insanların başka konulu blogları da var.

bekleriz.

Cuma, Temmuz 03, 2009

end of the YEM state of mind...!


Tûtî-i mu'cize-gûYEM ne desem lâf değil
Çarh ile söyleşemem âyînesi sâf değil
Ehl-i dildir diyemem sînesi sâf olmayana
Ehl-i dil birbirini bilmemek insâf değil
Yine endîşe bilir kadr-i dür-i güftârım
Rûzigâr ise denî dehr ise sarrâf değil
Girdi miftâh-ı der-i genc-i ma'ânî elime
Âleme bez-i güher eylesem itlâf değil
Levh-i mahfûz-ı suhandir dil-i pâk-i
Nef'îTab'-ı yârân gibi dükkânçe-i sahhâf değil

Salı, Haziran 30, 2009

secret yap özge!

canımın en sıkkın olduğu bir anda e-mailimi açtım. "artık güzel bir şeyler olsun" dedim içimden.

dadandandadan!

"temmuzun ortasında görüşebiliriz. beni 11inde arar mısın?"

bunu yazan kim bilmediğiniz için bir amerikalı gibi "daaaa?" diyebilirsiniz belki. ama yoo, yoo demeyin dostlarım.

GOOD BYE CONSTRUCTION INDUSTRY,
WELCOME CONTEMPORARY ART!

Perşembe, Haziran 25, 2009

geçecek.

4 iş günü kaldı. sonsuzluğa uzanan dört koca acımasız gün. ne zaman baksam 14.20 olan ekranımdaki saat. dağınık masam. masamdaki bir daha asla görmek istemediğim kataloglar, dergiler, notlar. iğrenç mikroplu klima havası. zart zurt kilitlenen vezir. tutulan boynum, belim, batan kaburgalarım. acıyan gözlerim. görmek istemediğim yüzler. duymak istemediğim sesler. 4 iş günü kaldı. ömrümden ömür götüren dört koca acımasız gün.





ne yaptım ben böyle kendime?!

ne yaptım hayatıma?!

Cuma, Haziran 12, 2009

ben bir ruh hastasıyım.

geçen gün minibüste eve dönerken bir saat boyunca ab ıb gıbı gibi şeyler dinlediğimi fark ettim. Bi baktım paso şarkıları geçiyorum MP3 playerda. Bir melodiyi takip etmeye takatim yok.

Bir satırını sonuna kadar okumaya...

Dün saçlarım çok uzun geldi. Akşama kadar sadece saç kestirmekten bahsettim. Sadece onu düşündüm. Adam kestikçe kesti. Kısalmış gibi gelmiyo. hala gelmiyo.

Çalışmadığım gibi çalışanlara da mani oluyorum; 1 Temmuzu bekliyorum.

Çıkarken bir jenerik müziğim olabilseydi şu olurdu:

I am a rocket
The power of the system
It's bullet-proof technology
Oh we're going to a new world
Going to a better place

This is just the first step
And everyone will follow me
Hold me up as an example
There's no need to watch my back
'Cause my friends have got it for me

I'm gonna go down in history
As the man who made a difference
Call me egotistical
Well how dare you care you call me selfish
I'm doing this for mankind

'Cause I am a rocket
A child of the motherland
Pioneer for humanity,
I'm a wholesome superhero
For the worldwide society

gıcoluk

bi daha gıcoluk yapma tamam mı?
gıcoluk hiç yakışmaz ki...
tatlılık yapıcaksın tatlılık
TATLILIK!
gıcoluk yapmıcakçınıç.

Pazartesi, Haziran 01, 2009

tik tak tik tak

geri sayım başladı.



(...) teşekkür ederim her şey için. (...)



cam duvarlı odada bambaşka bir pazarlık. "ko ver beni gidem" temalı. 9 ay önce başka bir cam odada "aç kapıyı giriverem" pazarlığı vardı. her yer cam, hiç ışık yok. ne tuhaf...



(...) sorunum ne sizle, ne temsil ettiklerinizle (...)



yalan aslında. temsil ettiğiniz, ettiğimiz şeyler beni benden aldı bir nebze de. ama her şeyin bir usulü, her lafın bir gelişi, her yokuşun bir inişi ve her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardı.



ben yoğurdu nasıl yerdim?



(...) hayır, burada yapamam sanat (...)



yok, her yer peşimde koşmuyor sensiz sanat susuz bir nehir, gel bizle kucaklaşarak sevgi çemberi içinde sanat sepet çember yuvarlan git, diye. ama, burda kayak da yapamam mesela. çünkü burası dağ değil, dağ başı değil.



(...) tamam, yarın yine konuşalım (....)



aslında konuşmayacağız yarın. aslında bugün de konuşmadık. ben söylemem gerekenleri söyledim, siz vermeniz uygun düşen tepkileri verdiniz. ennnn iş kadını mimiklerim, ennnn profesyonel tonlamalarım - yer yer içimde çağlayıp çoşan geyik muhabbetçisinin lakırdılarıyla bölünsede - benim yerime orada oturdu. bir şeyler söyledi.



tıpkı 9 aydır olduğu gibi.



tıpkı 1 ay daha olacağı gibi.



ama hepsi bu.









işsiz ordusunun şanlı neferiyim. önde gideniyim. bayrak sallayanıyım.

Pazartesi, Mayıs 25, 2009

anormalite... manyakite...

Eh ama ben bıktım artık bu bipolar salınımlardan. Şimdi fuar geçti ya. Niye bu kadar güzel hayat?! Renkler, kokular, uçuşan polenler... Fulya'ya inerken deniz görünürmüş a dostlar! Ve, Özge fark etmemiş bunu 9 aydır. Şimdi hemen Fransızca kitapları açılır, mücella eve döner, sabah tütsü yakıp yoga yapılır. Utanmasam oturur mini mini laptopumda roman yazarım. Bunu yaparım!

3 hafta öncesi ise kayıtlara geçmiş (bkz. bundan önceki 5-6 post)... takke düşmüş, kel görünmüş.

Ama böyle yaşanmaz, vallah billah yaşanmaz. Manyak oldum iyice.

Didem ve Tuba.

Kadıköy'de oturan iki arkadaştır. Kadıköy artık evimle aynı yakada bir semttir. Gece 10da otobüsle 10 dakika sürer ev yolu.

Didem ve Tuba benim liseden arkadaşlarımdır. Kendileriyle Kadıköy'de oturup çay içilebilir.

E be Özge, ne diye içmedin öyleyse bunca ay?

Cuma, Mayıs 22, 2009

mavi dans

artık teşvikiyede. inanılır gibi değil ama 8 ay sonra ben de yine ordayım. ama dizlerim diz değil, kollarım kol...

Pazar, Mayıs 03, 2009

Arkadaşlar, Dostlar, Romalılar...!

An itibariyle iş hayatında 8 ayını doldurmuş ve bir haftaya resmen "fuarcı" olacak biri var karşınızda. Heyetler meyetler getirecek, onlara forum zorum yapacak biri.

Ne acı değil mi?

Halbuki böyle anlaşmamıştık biz. Dün Ömer Hoca ile konuşurken de içim kıyıldı. nasıl oluyor o öyle inşaat mı? inşaat malzemesi mi? ay hiç ilgi alanıma girmez... Sanki benim girer allahım yerabbim.

Neyse, sanırım bu da geçecek. Gönülden inanıyorum buna. Bir zaman sonra hepsini unutacağım. O uyuz insanları da, o saçma sapan işleri de... Bir daha rüyalarıma da girmeyecekler, kabuslarıma da. Hepsi geride kalacak. İnanıyorum.

Sonra kaybolan beyinsel fonksiyonlarımı bulup çıkaracağım. Hayatımı, yine, bir şekilde, sevdiğim, özlediğim hayatıma çevireceğim. Yine bahar ilk bana gelecek, ve baharın o minik kokularını ayırt edebileceğim.

Salı, Mart 03, 2009

bir ilk

şuan saat 18:01. tam tamına 6. ayımın ilk gününün mesai bitimi.

dün okumaya başladığım kitap: çalışmanın mutluluğu ve sıkıntısı.

benim adım: ebruli

:) ilk defa şirketten bir post yazıyorum.