Cumartesi, Haziran 18, 2011

japon

Kendimle ilgili beklentilerimin hepsini boşa çıkardım. Çünkü ben kendisini okyanusta gören bir akvaryum balığıydım.

Salı, Mart 08, 2011

"I hate everything about you"

Sıradaki şarkı daha güneş doğmadan günümü karartabilen müdürüme gelsin.



Pazartesi, Şubat 21, 2011

öf.

Bana vakti zamanında 26 yaşında şöyle dertlerin böyle sevinçlerin olacak, sonra bir ömür böyle gidecek deseler, ne yapar eder, çıkmazdım anamın karnından.

Her güne lanet, her güne isyan. Maksat zaman doldurmak, onu da en kötüsünden.

Mağdurum da mağdurum.

Pazar, Kasım 07, 2010

Back to the office...

Daha doğrusu hastane.

Dedemin facebook wall'uma bıraktığı yorum müthiş: benim hem güzel hem akıllı kızım koluna bir altın bilezik daha taktı.artık yavaş yavaş doktor olacak


Çarşamba, Ekim 06, 2010

Aramayın beni dostlar, mülakatlardayım..

Şu an zamanı durdurup 10 yıl 15 yıl öncesine dönmek istiyorum.

Öyle yapınca zırt zırt şirket değiştirmem eminim. Lisede, üniversitede okurken arada sırada da olsa "büyüyünce ne olacağım?" sorusunu getiririm aklıma. Hep doğru adımlar atıp hep doğru yerlere varırım. İnsan idaresini, insana cırlamayı, insan manipülasyonunu öğrenirim.

Ama dönemiyorsam, olayım budur sevgili iş verenler.


Ne iş verecekseniz verin alkolik oluciiim.

Cumartesi, Eylül 18, 2010

Survivor Kızlar Erkekler

Bende uyandırdığı "Survivor karılar, kızlar" çağrışımı bir yana, Acun Firarda külliyatının tartışmasız en başarılı parçası...

Kutu Açmaca'da birbirine babasının oğlu gibi davranan tipleri al sen, yanlarına hiç almak istemeyecekleri üç şeyi ver, ıssız adaya koy; haftada bir eleye oynata lord of the flies olmalarını bekle.

Hakan elendiğinden beri Sevgili'yle severek takip ediyoruz. Hakangilleri tutuyoruz fena halde. Sinsi İhsan, bukalemun Ertan, yaşlı-genç kelebek Aydın ve uhhh Oğuzhanabi'yi hiç sevmedik.

Önünde sonunda final günü geldi çattı. Bu akşam adamımız Merve sinsi İhsan'la kozlarını paylaşacak.

Yalnız yarışanlardan çok hayran kitleleri cenk ediyor. İstanbul'da geçirdiğim işsiz ve hasta günlerimde yemiyorum içmiyorum facebook'ta fanpage'leri geziyorum. Eşsiz gözlemlerimi geniş okuyucu kitlemle de paylaşmak istiyorum.

"Hani Nerde Kare As, Prensesimiz Merve Oflaz"

Abdurrahim Kazgan ihsan parayı hakedecek biri diil merve kazanır inş

Rahime Erler edddddddd inşallah ztn kazanamazsa deli olr ağlarm ztn çooooook duygusalm aaaaaaa...


Arda Kaya Admn merwe kaybedrse adresi yaz hemn 1000 ksi doner bıcagyla gelrz.d.d

Furkan Karaman mahalleden çocukları toplarım ben torpilleriz orayı :D

Arda Kaya ‎.d.d.d bnde kızkacran getrirm.d


Furkan Karaman ‎:D :D kızkaçıranı borunun içine koyup bazuka gibi atmak en zevklisi tam heefe :D

Arda Kaya Admin hawaya ucururz orayı.d.d


Rümeysa Demirel Siz en iisi orayı köktn halledin hem çk uqraşmamş 0lursunuz at0m bombasna ne dersnz töbe töbe benide kendnze benzettnz ya

Burak Genisel Ya da biz oraya hidrojen bombası atalım arkadaşlar ne dersiniz :))))))))

Onurcan Yilmaz ‎100 SMS BENDEN YOK YOK 1000 SMS BENDENNNN!


Onur Genç merveme♥ onu çok sevdiğimi söyle ♥ ♥ ♥ lütfenn lütfennnnnnnnnn onun için TL aldığımıda söyle :) ♥ ♥ ♥ smsler senn :)


"Sevdamız Survivor, Kararımız İhsan"

Büşra Kr BU MERVE İĞRENÇ YA BAKIŞALRI BİLE İTİCİ IYYY KISKANÇ İHSANA GÖZ KOYDU BAŞAĞI KISKANDI TABİ KENDİSİNDE GÜZELLK YOK GÜZEL KIZI GÖNDERDI PİS KISKANÇ TAHTA KURUSU BYY

bu en güzeli:
Sena Aybike Keteci ya şimdi düşünüyorumda bu adam beşyüzbini alsa sevinirm havalara uçarım adalet yerini buldu diye ama kaybederse hiç üzülmem çünkü o beşyüzbini kaybetmiştir ama onu yakışıklı olduğu için yada vücut kasları için değil adam olduğu için yalnızca adam olduğu için destekleyen birçok insan kazanmıştır ve biz belki merve fanları bizimle dalga geçicektir ama onlar bilmiyoki biz ihsan abi gibi bir örnek kazandık onun gibi birini destakleyerek onu anlamaya çaılşarak hepimiz azıcık ihsanlaştık daha doğrusu insanlaştık seni seviyorum ihsan abi :)


Onur Durmaz Atatürk ben sporcunun zeki, ahlaklı ve çevik olanını severim derken sanki İhsan abi den bahsetmiş..

Hazel Kara aynen öleee ihsan abiiimizz bizim dayımız bizde onun yeğenleriyizzz

Ceyda Yıldırım hayırlısı olsun inşallah her ihtimale hazırlıklı olmak lazım
tabiii ki gönlümüz kazanmasından yana ama olmazsada canı sağolsun


Şebnem Erol yaaa ama öle deme gerçekten insanın rüyalarına giriyo ben bun a inanırım.. rüya değilse bile ben bazen kendim o oyunları falan oynuyorum kendim yarışıyorummm uyurken o derece .. :)

bu da can:
Ruhefsa Tunahan Başak onlara kendini ezdirme. Çok pasif kalıyorsunuz hakan'lara karşı lafını esirgeme ve ilerki zamanlarla ıhsan'la aranda duygusal bisiler olursa ona layık olmaya çalış.. ıhsan senin gibi herşeyin en iiisini hakediyo.








Perşembe, Eylül 16, 2010

Michael Page'de Mülakat


Sonunda düzgün bir mülakat geçirdim. Daha doğrusu sonunda doğru düzgün bir danışmanlık şirketi gördüm. Issız bir adaya düşersem yanıma alacağım 3 şeyi anlatmadım (yemek, su, 3G'li cep telefonu). Evlenip çocuk yapmayı planlayıp planlamadığımı söylemedim (önce kariyerimi bıdı bıdı). Neden politika okuyup PR yaptığımı anlatmak zorunda kalmadım (politika bana her alanda kullanabileceğim müthiş bir formasyon kazandırdı...). Ogilvy'de neden 2 ay kaldığım sorulmadı (organizasyon yapısı vıdı vıdı). Birini su ile çalışan araba satın almaya ikna etmedim (bunu da Manpower'da gördüm ama yapmadım! talep edildiğinde ah almayayım teşekkürler diyerek toplantı odasını terk ettim.).

Her pozisyonun danışmanlığını daha önce o alanda çalışmış kişiler yaptığından sanırım mülakat kısa ve öz. İş ve deneyim odaklı. Bravo Michael Page, seni sevmem Manpower.

Görüşülen iş de aklıma yattı. En büyük kriterlerime (ajans olmasın ve Anadolu yakasında olsun) uyuyor. Firma da iyi.

Hem, rüyamda Ayşe Özgün'ü gördüysem artık ofis hayatına dönmemin vakti gelmiştir.

Bakalım.

Pazar, Eylül 05, 2010

bodrum. bodrum.

Üç haftadır Bodrum - Gündoğan'dayım. Artık hava ilk günlerdeki kadar sıcak değil. Sahil de giderek boşalıyor. Bense giderek daha fazla seviyor oluyorum Farilya günlerini, her zamanki gibi tam gitmek üzereyken "daha hiç oynayamamıştık" hissiyatımla...


Ne çok rüzgar yedim bu yaz. Güzel mezeler de yedim (bkz. terzi mustafa). Blacky ve Tırsık'la oynadım. Tavla da oynadım. Yüzdüm yüzdüm yüzdüm yüzdüm. Denizim +25. Deniz suyu sıcaklığı 27.

Şimdi İstanbul'a dönüp iş bulunacak. Omuzlarımı silkip "ben hayatımı kazanmak değil, hayatımı yaşamak istiyorum" demek geliyor içimden. Ama daha otoriter bir ses baskın çıkıyor, çok biliyorsun sen diye. Bu sesin saçları röfleli, benimkiler akmış kızıl.

Ama en çok balkonda yapılan upuzun kahvaltıları özleyeceğim.

Çarşamba, Ağustos 04, 2010

Sevgili Cengiz Aytmatov,

Dünya edebiyatını potansiyel bir yetenekten ettin, umarım mutlusundur. Ne biçim de güzel yazmışsın yaa. Ben şimdi nasıl oturayım da bunun üzerine karakter düşüneyim, olay örgüsü planlayayım.

Bravo, gerçekten bravo!

Cumartesi, Temmuz 24, 2010

Yollarda Sigur Ros Dinlemek...

... ne büyük gönençliktir ey Tanrım!

Klip gibi olursun hayatın içinde. Bir de gurur: sevgilinin deyimiyle, hepinizin içinden geçtiğiniz bu sound track'i ben çalıyorum! Mecidiyeköy'de İskandinav tadı aldıysanız, yeşil çayırlar gördüyseniz bir anlığına... bana borçlusunuz!

Sigur Ros, güzel. Sigur Ros, aferin sana.

Avar gezmek

2010 yazıydı. Çok kelebek çıkmıştı. Sonra biz de kelebek olduk. Şirketlerden uuuuçtuk!


Senem ile Şile'den bir hatıra. Diğer hatıralar:
- denizdeki kimliği belirlenemeyen böcükler
- yan şezlongdaki uyuz çift
- ayı gibi salata
- ıstakoza dönen özge
- ve halkla ilişkiler mesleğine dair derinlemesine teorik tartışmalar :P

Salı, Temmuz 20, 2010

Halkla İlişkiler

Hayatta bir başka meslek grubu tarafından daha iyi yapılan bir tek iş varsa o da PRdır muhakkak.

Gazeteciler halkla ilişkilercilerden daha iyi PR yapar.

Zira zirilyon takla da atsan gerçek başarı bir tanıdığı kahve içmeye çıkarıp haber yaptırmak.

Değilse, değil de :)

Salı, Temmuz 13, 2010

Hayattaki En Büyük Hatam

Ne dansı bırakmak, ne yanlış mesleki tercihler, ne de üniversitedeyken hocaya kendi mailimden attığım şikayet mektubu.

Hayır dostlarım.

Benim bu hayattaki en büyük hatam aldığım su hazneli arçelik elektrikli süpürge.


Gittim araştırmadan soruşturmadan bu R2D2 tipli ayı gibi kocaman şeyi aldım. Doldurması dert, boşaltması dert, temizlemesi dert. Dahası, asla tam olarak temizlenmediği için çalışırken leş gibi koku veriyor.

Evim 2 ayda bir süpürülüyorsa nedeni ben değilim R2D2.

Pazartesi, Temmuz 12, 2010

Organik Maltepe Pazarı


Dün sabah Mahmuş'la Maltepe'de Maltepe Belediyesi ve Ekolojik Üreticiler Derneği işbirliğinde açılan organik pazara gittik. Ben lavanta, ada kabağı, deniz börülcesi, kekik ve çilek aldım. Mahmuş'a da kabak çiçeği aldırttım bana dolma doldursun diye.

Sebze ve meyveler gerçekten bayağı güzel kokuyordu. Ama görüntüleri o kadar albenili değildi. Salatalıklar falan normalde markette seçmeyeceklerinden. Alışmışız tabii hormonlu, parlak, kocaman meyvelere sebzelere. Bu garipler biraz ezik büzük. Ayrıca, söylemem gerekir ki çilekten de beklediğim randımanı almadım.


Meyveler kurtlu da olsa, 2 kat pahalı da olsa organik pazar işini destekliyorum. Çünkü kimyasalsız, toprağın, yer altı suyunun canına okumuyor, çiftçiyi şirketlere bağımlı kılmıyor. Talep arttıkça fiyatı da düşecektir sanıyorum.

Anadolu yakasında oturanlar için Maltepe Organik Pazarı pazar günleri Altayçeşme Belediye Hizmet Alanı'nda kurulacak.

Cuma, Temmuz 09, 2010

Yemeden yaşayan adam var, aklım çıkacak!

Nasıl normal hayatlarımıza devam ediyoruz, anlamak mümkün değil. Prahlad Jani diye Hintli adam var, 70 senedir yemek yemiyor, su içmiyor. Adam ayrıca yogi ve mağarada yaşıyor.

işte adam:


Adama testler yapıyorlar, günlerce hastane ortamında kameraların önünde tutuyorlar. Yemiyor. İçmiyor. İşemiyor bile.


Hala diyorlar bu tekniği orduda kullanabilir miyiz diye..!

Yahu yemeyen içmeyen adam var, ne ordusu?! Hepimizin vuvuzela çalarak göklere yükselmesi lazım. Nasıl bu kadar doğal karşılayıp sisteme entegre planları kurabiliyorsunuz?




Çarşamba, Temmuz 07, 2010

kafam.. kocaman kafam...

Durduğum yerde kafam öne / arkaya / sağa / sola / düşüyor / düşüyor / düşüyor. Beste gelsin omzuyla çenemin altına girip salınıma yön versin. O zaman salınım harekete dönüşebilir. O zaman odaları / salonları / sokakları doldurabilir dansım. Patlamalarla büyüyebilir.

Ağırlık merkezim nerde?

Adımlarım var mı?

Salı, Temmuz 06, 2010

Evlerin içinde kelebekler ölüyor.

İki gündür hafta içi hafta içi evdeyim. Çok özlemişim evde vakit geçirmeyi. Tarçınla, sevgiliyle olmak ne güzel. Yemek yapmak, televizyon seyretmek... haydi parka çıkalım, haydi film izleyelim.

Dünyayı kendimize nasıl da dar ediyoruz. Hayatımızı kazanmak için hayatı yaşanılmaz hale getiriyoruz. Kalk. İşe git. Çalış. Gel. Yat. Kalk. İşe git. Çalış. Gel.Yat. Kalk. İşe git. Çalış. Gel. İzin al evlen. İzin al doğur. İzin al öl.

Şirketlerde insanlar, evlerde kelebekler ölüyor.

Hey!!! kutunun dışında da hayat var mı?

Cumartesi, Temmuz 03, 2010

Geçen gün rüyamda...

... kara bir midilli gördüm. Dizlerimi ancak geçiyordu. Acıkmış, şekeri düşmüş. Çöp konteynırının yanında süt içirdik ona.

Kara bir köpek geldi. O da ancak dizlerimi geçiyordu. Yüzü korkunçtu. Havlıyordu. Midilliye saldırmak istedi. Ona hoşt dedim. Ama yola kaçacak, ezilecek diye de korktum.

Babacım hava karardı.

Ogilvy'deki son etkinliğimde yelken yapan ama denizi görmeyen, suyun sesini duymayan çocuklarla tanıştım.

Bir hafta kadar önce ben de ilk defa yelkeni denemiştim. Keşif gezisinde toplantıdan sonra bir jest olarak bizleri yelkenle denize çıkardılar. Pek bir şey yapmadım tabii, yelken bir tarafa devrilince öteki yana yattım, iki tane ipi saldım gerdim talimat alınca... o kadar.

Kolay değildi ama. Hep sordum sonra, görmeden nasıl olur diye.



Etkinlik günü çocuklar geldi. Sponsor logolu tişörtlerini giydiler. Antrenörlerinin ya da bizim ellerimizi tutarak kumsala yürüdüler. Sonra ben basını alıp geldim, yarış bitmişti. Kupalarını aldılar. Sonra görüntü almak için onları tekrar denize çıkardık. Sonra röportaj yapmak için kumsalda dizdik. Aileleri de yanlarında ellerini tutuyordu. Sonra donuk mavi gözleri görmeden güneşe bakan ince esmer bir çocuk "babacım hava karardı" dedi, babası da "bulut geldi ondan, daha gündüz" dedi.

Sonra da haber ajansına gidip montaj yaptık.

Pazar, Haziran 20, 2010

Yelken Sporuna Gönül Verdim

Daha önce yelkeni denizde yapılabilecek en sıkıcı aktivitelerden biri olarak görürdüm. Ta ki perşembe günü görev icabı Urla'ya gidene kadar. Önce 50 derece sıcakta bir KSS projesiyle ilgili toplantı, sonra kızgın kumlardan serin sulara dalmak, müşteriyle. Alesta tramola :)

Ruh dünyamda sarsıntılar yaşıyorum.

Pazar, Haziran 13, 2010

girl is given. mission is completed.

İki tane kırmızı kurdelem var. Biri S'den upuzun, biri Z'den kısacık. Z'nin kırmızı ayakkabılarına hasta oldum. Büyümüş de vermişler, gitmiş. Daha dün değil miydi karda el ele Göztepe'ye yürüyüşümüz ve süper kardan adam.

Dün değildi, 10 sene oldu.

Cumartesi, Haziran 12, 2010

what a social media we are


Resim altı: maden dağı dumandır, de loy loy de loy loy
yaş gözüme dolanır de loy loy kibar yarim

by adını unuttuğum İHA muhabiri kız


Israrlara dayanamadım, yine geldim buraya, siz değerli okuyucularımı sıradışı hayatımın birbirinden renkli maceralarıyla buluşturmaya.

Önce eski yazılarımı okudum. Okudukça kendime bayıldım. Keşke kendim gibi bir arkadaşım olsa dedim, içimi çektim, ah ettim. O ne derin analizler, ne harikulade gözlemler, nasıl bir üslup, tarz, tavır... Sonra yazacak bir şeyler olsun diye sıradan günlerden Amelievari bir zevk çıkarmaya çalışmak. Ah ben yok muyum cherie..!

Bu zottirik girizgahtan sonra niyetim Erzurum anılarımdan, bu sabahki yoga dersinde nasıl da mahallenin tüm kadınlarından daha esnek olduğumdan, belki biraz yeni işimden ve yeni saç şeklimden söz etmekti. Ama ironi denizinde boğuldum. Bunları sonraya saklıyorum.

Ne diyoruz: bunu saymıyorum. Yine bekliyorum!

Cumartesi, Ağustos 01, 2009

ecofuture.net


Sevgiliyle yeni projemiz. Üç haftadır üzerinde çalışıyoruz. Ekoloji konulu bir sosyal komünite.
www.ecofuture.net/osquee adresinde vejetaryenlikle ilgili yazılarım var. başka insanların başka konulu blogları da var.

bekleriz.

Cuma, Temmuz 03, 2009

end of the YEM state of mind...!


Tûtî-i mu'cize-gûYEM ne desem lâf değil
Çarh ile söyleşemem âyînesi sâf değil
Ehl-i dildir diyemem sînesi sâf olmayana
Ehl-i dil birbirini bilmemek insâf değil
Yine endîşe bilir kadr-i dür-i güftârım
Rûzigâr ise denî dehr ise sarrâf değil
Girdi miftâh-ı der-i genc-i ma'ânî elime
Âleme bez-i güher eylesem itlâf değil
Levh-i mahfûz-ı suhandir dil-i pâk-i
Nef'îTab'-ı yârân gibi dükkânçe-i sahhâf değil

Salı, Haziran 30, 2009

secret yap özge!

canımın en sıkkın olduğu bir anda e-mailimi açtım. "artık güzel bir şeyler olsun" dedim içimden.

dadandandadan!

"temmuzun ortasında görüşebiliriz. beni 11inde arar mısın?"

bunu yazan kim bilmediğiniz için bir amerikalı gibi "daaaa?" diyebilirsiniz belki. ama yoo, yoo demeyin dostlarım.

GOOD BYE CONSTRUCTION INDUSTRY,
WELCOME CONTEMPORARY ART!

Perşembe, Haziran 25, 2009

geçecek.

4 iş günü kaldı. sonsuzluğa uzanan dört koca acımasız gün. ne zaman baksam 14.20 olan ekranımdaki saat. dağınık masam. masamdaki bir daha asla görmek istemediğim kataloglar, dergiler, notlar. iğrenç mikroplu klima havası. zart zurt kilitlenen vezir. tutulan boynum, belim, batan kaburgalarım. acıyan gözlerim. görmek istemediğim yüzler. duymak istemediğim sesler. 4 iş günü kaldı. ömrümden ömür götüren dört koca acımasız gün.





ne yaptım ben böyle kendime?!

ne yaptım hayatıma?!

Cuma, Haziran 12, 2009

ben bir ruh hastasıyım.

geçen gün minibüste eve dönerken bir saat boyunca ab ıb gıbı gibi şeyler dinlediğimi fark ettim. Bi baktım paso şarkıları geçiyorum MP3 playerda. Bir melodiyi takip etmeye takatim yok.

Bir satırını sonuna kadar okumaya...

Dün saçlarım çok uzun geldi. Akşama kadar sadece saç kestirmekten bahsettim. Sadece onu düşündüm. Adam kestikçe kesti. Kısalmış gibi gelmiyo. hala gelmiyo.

Çalışmadığım gibi çalışanlara da mani oluyorum; 1 Temmuzu bekliyorum.

Çıkarken bir jenerik müziğim olabilseydi şu olurdu:

I am a rocket
The power of the system
It's bullet-proof technology
Oh we're going to a new world
Going to a better place

This is just the first step
And everyone will follow me
Hold me up as an example
There's no need to watch my back
'Cause my friends have got it for me

I'm gonna go down in history
As the man who made a difference
Call me egotistical
Well how dare you care you call me selfish
I'm doing this for mankind

'Cause I am a rocket
A child of the motherland
Pioneer for humanity,
I'm a wholesome superhero
For the worldwide society

gıcoluk

bi daha gıcoluk yapma tamam mı?
gıcoluk hiç yakışmaz ki...
tatlılık yapıcaksın tatlılık
TATLILIK!
gıcoluk yapmıcakçınıç.

Pazartesi, Haziran 01, 2009

tik tak tik tak

geri sayım başladı.



(...) teşekkür ederim her şey için. (...)



cam duvarlı odada bambaşka bir pazarlık. "ko ver beni gidem" temalı. 9 ay önce başka bir cam odada "aç kapıyı giriverem" pazarlığı vardı. her yer cam, hiç ışık yok. ne tuhaf...



(...) sorunum ne sizle, ne temsil ettiklerinizle (...)



yalan aslında. temsil ettiğiniz, ettiğimiz şeyler beni benden aldı bir nebze de. ama her şeyin bir usulü, her lafın bir gelişi, her yokuşun bir inişi ve her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardı.



ben yoğurdu nasıl yerdim?



(...) hayır, burada yapamam sanat (...)



yok, her yer peşimde koşmuyor sensiz sanat susuz bir nehir, gel bizle kucaklaşarak sevgi çemberi içinde sanat sepet çember yuvarlan git, diye. ama, burda kayak da yapamam mesela. çünkü burası dağ değil, dağ başı değil.



(...) tamam, yarın yine konuşalım (....)



aslında konuşmayacağız yarın. aslında bugün de konuşmadık. ben söylemem gerekenleri söyledim, siz vermeniz uygun düşen tepkileri verdiniz. ennnn iş kadını mimiklerim, ennnn profesyonel tonlamalarım - yer yer içimde çağlayıp çoşan geyik muhabbetçisinin lakırdılarıyla bölünsede - benim yerime orada oturdu. bir şeyler söyledi.



tıpkı 9 aydır olduğu gibi.



tıpkı 1 ay daha olacağı gibi.



ama hepsi bu.









işsiz ordusunun şanlı neferiyim. önde gideniyim. bayrak sallayanıyım.

Pazartesi, Mayıs 25, 2009

anormalite... manyakite...

Eh ama ben bıktım artık bu bipolar salınımlardan. Şimdi fuar geçti ya. Niye bu kadar güzel hayat?! Renkler, kokular, uçuşan polenler... Fulya'ya inerken deniz görünürmüş a dostlar! Ve, Özge fark etmemiş bunu 9 aydır. Şimdi hemen Fransızca kitapları açılır, mücella eve döner, sabah tütsü yakıp yoga yapılır. Utanmasam oturur mini mini laptopumda roman yazarım. Bunu yaparım!

3 hafta öncesi ise kayıtlara geçmiş (bkz. bundan önceki 5-6 post)... takke düşmüş, kel görünmüş.

Ama böyle yaşanmaz, vallah billah yaşanmaz. Manyak oldum iyice.

Didem ve Tuba.

Kadıköy'de oturan iki arkadaştır. Kadıköy artık evimle aynı yakada bir semttir. Gece 10da otobüsle 10 dakika sürer ev yolu.

Didem ve Tuba benim liseden arkadaşlarımdır. Kendileriyle Kadıköy'de oturup çay içilebilir.

E be Özge, ne diye içmedin öyleyse bunca ay?

Cuma, Mayıs 22, 2009

mavi dans

artık teşvikiyede. inanılır gibi değil ama 8 ay sonra ben de yine ordayım. ama dizlerim diz değil, kollarım kol...

Pazar, Mayıs 03, 2009

Arkadaşlar, Dostlar, Romalılar...!

An itibariyle iş hayatında 8 ayını doldurmuş ve bir haftaya resmen "fuarcı" olacak biri var karşınızda. Heyetler meyetler getirecek, onlara forum zorum yapacak biri.

Ne acı değil mi?

Halbuki böyle anlaşmamıştık biz. Dün Ömer Hoca ile konuşurken de içim kıyıldı. nasıl oluyor o öyle inşaat mı? inşaat malzemesi mi? ay hiç ilgi alanıma girmez... Sanki benim girer allahım yerabbim.

Neyse, sanırım bu da geçecek. Gönülden inanıyorum buna. Bir zaman sonra hepsini unutacağım. O uyuz insanları da, o saçma sapan işleri de... Bir daha rüyalarıma da girmeyecekler, kabuslarıma da. Hepsi geride kalacak. İnanıyorum.

Sonra kaybolan beyinsel fonksiyonlarımı bulup çıkaracağım. Hayatımı, yine, bir şekilde, sevdiğim, özlediğim hayatıma çevireceğim. Yine bahar ilk bana gelecek, ve baharın o minik kokularını ayırt edebileceğim.

Salı, Mart 03, 2009

bir ilk

şuan saat 18:01. tam tamına 6. ayımın ilk gününün mesai bitimi.

dün okumaya başladığım kitap: çalışmanın mutluluğu ve sıkıntısı.

benim adım: ebruli

:) ilk defa şirketten bir post yazıyorum.

Çarşamba, Kasım 19, 2008

hala...

zamanında beni tutan şeylere tutunmaya çalışıyorum yine.
düşmeyeyim diye.


2 haftadan fazla oluyor hastayım. yorgunum. bitabım.
ne dans ne bişi. işe git. işten gel. uyu. kalk. paran hemencik bitsin.

ama öğlen tatillerinde kahve içmeye gidiyoruz. hakkını yemeyeyim şahane hayatımın.
bugün de swiss otelde bir toplantı var. ne hoş... ne hoş....

Perşembe, Ekim 30, 2008

bu mudur?

nereye gitsem orayı beğenmiyorum.


nerelerden baksam oralarıma ağlıyorum. bir derdim var. bin dert oluyor dertlendikçe.
neticede hiçbir yerde olmuyor. hiçbir şeyle olmuyor.


burada hiç olmuyor..... kaçıp kaçıp gidesim var. bırakın peşimi diyesim var. ha dediğiniz yere han kuramam ben han kuramam ben han kuramam ... diyesim var.

daha büyük, daha heyecan verici, daha coşkulu şeyler bekleyemez miyim hayattan?
beklesem gelmez mi?


yani hayatımın sonuna kadar kelli felli adamlar başka kelli felli adamlardan ne idüğünü bilmediğim bir şeyler alsın diye mi geçireceğim ben ???

işte bu zamanında kurduğum felaket senaryolarından da beter...



ben bunun için doğmadım.
bunun için yaşamayacağım.

Cumartesi, Eylül 27, 2008

bir insan evladı bütün gün uyumaz.


ya da uyur be, 9 gün tatilimiz var burda!

Pazar, Eylül 21, 2008

mecidiyeköy'den fulya'ya inerken, tık tık tık tık

Little boxes on the hillside, Little boxes made of tickytacky
Little boxes on the hillside, little boxes all the same
There's a green one and a pink one and a blue one and a yellow one
And they're all made out of ticky tacky and they all look just the same.

And the people in the houses all went to the university
Where they were put in boxes and they came out all the same,
And there's doctors and there's lawyers, and business executives
And they're all made out of ticky tacky and they all look just the same.

And they all play on the golf course and drink their martinis dry,
And they all have pretty children and the children go to school
And the children go to summer camp and then to the university
Where they are put in boxes and they come out all the same.

And the boys go into business and marry and raise a family
In boxes made of ticky tacky and they all look just the same.

Çarşamba, Eylül 17, 2008

çekoslavakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?

çekoslavakya diye bir yer yok. çek cumhuriyeti var. onların burda konsolosluğu var. konsoloslukta ticari ateşeleri var. özge gider ateşeyle toplantı yapar. turkish construction sector falan der. export import bişiler der. adı b ile başlayan tarçınlı bir içki ikram edilir, içer.

döpyes giyer. topuklu pabuçları tıkır tıkır eder.

ne dizleri mor, üniversiteli yandan yemiş sanatçı hali kalmıştır geriye,
ne çekoslavakyalılaşmıştır.

yarın sabah gidip fransız bir mimarla buluşacaktır. je bile diyebilir, bunu yapabilir!

Cumartesi, Eylül 13, 2008

ilk bir buçuk haftanın ardından.............//

mutluyum aslında, gerçekten.

ama ex-patronumun acıklı emailini okuyunca....

gecenin 12sinde karşılaşılmış alkollü bir koray hoca "ne zaman döneceksin.. sanat ve siyasete?" diye sorunca....

mesai saatlerinde pek açamadığım unofficial posta kutuma inatla asla gidemeyeceğim saatlerde yapılan atölyelerin zatölyelerin ilanları gelince....

ah ulan diyorum, dertler derya olmuş, bense bir sandal.

Cumartesi, Eylül 06, 2008

mesai saatleri

her gün ayrı heyecan fırtınası.

6 çift topuklu pabucum var, vatana millete hayırlı olsun.

Pazartesi, Ağustos 25, 2008

yolların kralı

bugün aydos tepelerinden inerken kendime bir şarkı armağan ettim: bas gaza özge bas gazaa / kim tutar seni bas gazaaa / yollar senin hiç durmaa / hadi uçur benii burdan

uçur mu?? uçurma mümkünse.

"çarşamba aktif olarak başlarsınız."

her gün ne giyeceğime haftasonu karar vereyim de sabahları ayna karşısında canım çıkmasın. / 6da çıksam, eve geliş 7. yemek vs. 8: daha yakınlarda oturmalıyım. / her bi şeyim daha pratik olmalı: düdüklü tencere, bulaşık makinası.. / insanların bana "hanım" ve "siz" demesine alışmalıyım. / dansçı kaslarım yerlerini debriyaj kası, laptop taşıma kası gibi işkolik kaslara bırakmasın, haftada 2-3 gün çalışmalara devam etmeliyim. / denizlere bi baybay ve teşekkür maili atmalı, bir ara ziyaretlerine gitmeliyim. / daha şık ve işe yarar bir ajanda ve dosyalama sistemi edinmeliyim. / ütü ve fön daha uzun süre nasıl dayanır, öğrenmeliyim. / çantamda ruj olsun, günlük ped olsun, yara bandı, selpak mendil olsun bir şeyler taşımaya başlamalıyım. / demir haplarımdan, multi vitaminlerimden, çeşitli otlu dallı karışımlarımdan medet ummalıyım.

tanrım, ben delirmiş olmalıyım!

Perşembe, Ağustos 21, 2008

AY-LAK-LAK

içinden bi ses "az zamanın kaldı aylaklık için" diyorsa zevkü sefa peşinde geçen her an çok kıymetli oluyor, bilesin.

misal sen sahneye çıkarken shantel what is your name, where are you from mu dedi. sevgiliyle karşılıklı balkan havalarıyla meşhur mu oldunuz...yaz işte bunu, çok güzel bir anı.

ya da küçük bir çocuk yüzerken yorulduğu yerde sana güvenip de sırtına mı tutundu, beraber mi yüzdünüz...bak işte destek arayandan destek olana doğru geçen süreçte yol katetmişsin bayağı. bunu yaz. çocuğun 5 yaşını, sarı saçını, yumşak yumşak yanaklarını yaz. annenden öğrendiğin "kurabiye bebek" oyununu onunla oynarken her seferinde "hani gıdıklamıycaktık?" demesini yaz. çöp arabasına koyduğu "çöpırt" adını yaz.

alanyada güneş -nihayet- batarken iskelede sevgiliyle oturduğunuz restoranı, içtiğiniz şarabı... yazma. ayıp. bazı şeyleri de kendine sakla.

ama zeynle dün akşam içtiğin vişne şarabını yaz, onu yazmaktan bişi olmaz, neticede bi kız arkadaşınla huzurlu bir bahçede, kahkaha ve dedikodu arasında buzzz gibi şarap içmiş, çıtır çıtır sigara böreği yemiş, hasbıhal etmişsin. çok mu?

yüzerken suyun parmakların arasından yumuşacık kayışını yaz. ve hiç unutma bunu. bunları.

hepsi ayrı ayrı lazım olacak bitince yaz-ü ay'laklak.

Çarşamba, Ağustos 20, 2008

dilek rötar yaptı, beklediğim telefon 13ünde değil 19unda geldi. uykusuz gözler ve yanan bi yüzle büyük tasarım bi binaya girildi.uzun boyluca bi adam "bizim için uygun görünüyor." dedi cam kapıyı arkamdan kapatırken.

şimdi bekle de bekle...

Pazartesi, Ağustos 04, 2008

adım.adım.adım.

shantelli massive attacklı play listi shuffle ederek ruh dünyamda fırtınalar koparıyorum.

aylardan ağustos. vakitlerden akşam. kendimi koyacak yer bulamıyorum evrende. farzı misal doluya koyuyorum almıyor, boşa koyuyorum dolmuyor. eğreti mi iğreti mi belli değil.

bir hafta dans yok şimdi.
yürümeyi de unutabilir mi insan?


bugün okuduğum kitapta 3 kez konu değişti. daha doğrusu konunun kelalaka bi tarafına döndü durdu yazar. en sonunda bi viyolonselci çıktı meydana. Ben de çello dinledim günün geri kalan kısmında.

çello, ne güzel.......

dilekle buluştuk geçenlerde, kitaplara ihtiyacı varmış falan. necla mücella napıyo, diye sordu. annemde necla. bi senedir falan görmüyorum onu, evlatlıktan reddettim. insan çok şeyi unutuyo. bugün armoniyle contre pointe arasındaki farkı düşündüm durdum. hiç bi ışık yanmadı. sesleri de unuttum, en temel kuralları da. yürümek gibi olmamış müzik benim için hiçbi zaman.

hem eminim, yürümeyi de unutabilir insan. kendini yeterince salıverirse. benimki henüz yetmiyor.

Perşembe, Temmuz 31, 2008

istediklerim:

-yeni bi ev
mümkünse galatasarayda ya da cihangirde hiç olmadı beşiktaş sahiline yakın. içi temiz, yeni, hatta lüks, süper lüks, delüks. balkon elzem. camları pimapen. yerler parke.

-yeni bir iş
bol bol da mayış. hem de eğlence. takım giyilmeyen cinsinden mümkünse.
-yaz tatili
denize girmeli, güneşte durmalı, huzurlu bi yer. çok değil bi hafta.

"inanırsak olur bence."



inanmazsak; gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur. gece olur. gündüz olur.

her duyduğuma inanırım. 13 ağustosa gün sayıyorum. bunu saymıyorum. yine bekliyorum.

Pazar, Temmuz 27, 2008

orda duracaksın!


orda duuur!

Cumartesi, Temmuz 26, 2008

sessiz sedasız açardın gecelerde

ben başkayım.

önceliklerim başkalaştı.

bugün daha az dans eder işe giderim diye düşündüm.

büyüdüm.

sonra kediler sevdim. dans ettim. bira içtim. dedikodu yaptım. okudum. dinledim. elim çekti ben gittim. bacağım çekti ben gittim. canım çekti ben gittim.

bunu kendime yüz milyon kez daha söylemeliyim.: ben artık okumuyorum. bu semte ait değilim hiç.

burdan bir an önce gitmeliyiz sevgili. bu yokuşlardan uzaklaşmalıyız. burası bana iyi gelmiyor. burda her yerde olmalarım-olamamalarım var. dolmalarım. dolmuşlarım. dolduruşlarım.

burda herkesin hayatına başka bir gerçeklik hükmediyor. kendi içinde bir evren burası. hisarüstü evreni.

beni başkalaştıran, bana yabancılaşan.

13 ağustosta biri bana iş versin. sevgiliyle kalkıp gidelim.
fikret kızılok. ne güzel.

Perşembe, Temmuz 10, 2008

me and you and every osman that we know



.ıIIı..ıIIı..ıIIı..ıIIı..ıIIı..ıIIı..ıIIı..ıIIı..ıIIı..ıIIı..ıIIı..ıIIı..ıIIı..ıIIı.

osman bizi sabah erkenden kaldırıyor ama gidip bakmıyoruz çın çın sesler nerden çıkıyor.

halbuki güneş yüzümüzde parıldayabilir. yabancı biri bize bozuk para verebilir.

-yaz bişiler, okuycam.