Pazartesi, Mayıs 28, 2007

Doğayı sev, yeşili koru!

balkonumuzun ağır topları: gladyatör, ortanca, yılbaşı çiçeği

üretim aşaması


iki birden dübüler

iki birden begonyalar

Osman Pamuk koca adam oldu.






ama hala bal kaymak!!!!

Pazar, Mayıs 27, 2007

Dans Grubumuz Dağılacak mı?


D. bizi terk etti. Bugün ilk defa kendi başımıza çalışmaya çalışacağız. Kaotik korkunç bir ortam mı olacak? Kimse bir daha gelmek istemeyecek mi? Of!
Profesyonel koreografa 3 aylık tazesinden grup. Batan geminin "malları" bunlar!
Mal gibi kaldık ya o açıdan

Cumartesi, Mayıs 19, 2007

var mısın? yoksun!

ortaokulun başlarında ajandalarıma tuhaf notlar düştüğüm olurdu. şunun gibi: "zeka şeytanidir." -> düşün! düşünüp bir şeyler bulacağım, kanılara varacağım yıllardı. fikirlerim olacaktı şeyler hakkında. sonra -cundada bir gündü- elimdeki kitabı kapatıp güneşe koşmamak için kendimi zor tutuyordum. tostoyevski gibi bişiydi galiba. önce elimdekine, sonra tatil boyunca okuyup, düşünüp, bileceğim diğerlerine umutsuzca bakıp: aman zaten bütün fikirlerim oluştu artık dedim. sonra emin olmak için hepsini sıra sıra gezdim. siyaset şuşuşunu düşünüyorum. din konusunda bububu, sanat ötekiberiki.. tamamdır çıkıp güneşte vakit geçirebilirim. belki de o zamandan beri okuduklarımı ışık hızıyla unutuyorum. ama nasıl olduysa lise 1-2 gibi bu her konuda fikrim sabitten hiçbir konuda hiçbir şey bilemem, zaten düşünemem, fikrim olmaza geçiş yaptım. başlı başına erteleme dahi olsa sahip olduğum "düşünülecekler" listeleri kayboldu.
şimdi wallerstein okurken bir satırın altını farklı renk kalemle çizivermişim. bir de baktım "düşünülecek" cümlesi! yazın falan sanırım. en iyi ihtimalle.

Cumartesi, Mayıs 05, 2007

stéphanie parent ile çello eşliğinde doğaçlama


Aradığım dersi bulmuş bulunuyorum. Hem Galata'da, hem Fransız, hem çellolu, hem modern dans... Bundan iyisi Şamdak Ayısı. İlk dersime perşembe gittim. Üç kişiydik. Herkesle ayrı ayrı ilgilendi hoca. Kontak ağırlıklı egzersizler yaptık. Denge algısı üzerine çalıştık. Perdeyi çekip aynasız dans ettik. Ağır teknik derslere göre daha eğlenceli olduğunu söyleyebilirim. Ama 1,5 saat az geldi.
Salı aynı hocanın teknik dersi var. Ona da gitmek istiyorum çok. Gerçi hem hastayım, hem de dünyaaanın işi var ama... ne yapayım dans etmek için mi doğmuşum nedir?
Not. Geçen sene beni satan sevgili didi ile yeniden klarnet-çello olayına giriyoruz. İnanıyorum ki maymun değilim, destek alarak sürdürülebilir gayret göstereceğim.

Inishmaan'ın Sakatı ya da bir insanın 3 saatine nasıl edilir.

Çok hastayım ve dünyanın işi, ödevi var. Yine de yazmadan edemeyeceğim: müsamere tadında tiyatro is-te-mi-yo-ruz. Oyun dört dalda Afife Ödüllü almış. Biri de en başarılı prodüksiyon! Ama tıkanmış lavabo gibiydi bence. Ne aktı, ne koktu. Her ışıklar karardığında "Tanrım ne olur bitsin!!" dedirtti. Didi olsaydı yanımda, köşede oturmuyormuşuz falan dinlemez tereyağdan kıl çeker gibi kayardık salondan gecenin dehlizlerine.:) Dekor dekor dediler kafamın etini yediler, halbuki gayet hantaldı dekor ve gayet de uzun sürüyordu değişimi. Bir ara oyuncuların da çok sıkıldığını, bitse de gitsek diye takıldıklarını hissettim. Hele o selamdaki dans saçmalığı neydi öyle?!
Çıkışta Mahmuşla konuşuyorduk: ya eskiden nispeten daha kaliteli işler vardı, ya da benim tiyatro aşkından gözlerim kör olmuştu perdenin önüne babam çıksa alkışlıyordum.



Not. Şimdi ben hastayım, sevgili de hasta. Hep eş zamanlı hastalanıyoruz. Ama o anneme gelmeyi reddetti. Merak ediyorum. Geçmiş olsun Sevgili!!